DİRİLİŞTEN ZAFERE

Yedi Düvel, Yedi Başlı Yedi Ejderha, ağızlarında ateş topu, demir kanatlı kuşlar, yüzen çelikten zırhlılar ve onların sömürgeleri; Anzak, Hintli, Afrikalı ve çeşitli insan azmanı, tüm güçleriyle saldırdılar kutsal Anadolu Yurduna. Karşılarında; Hasta Adam, ayağı yalın, üstü perişan, yalnız sol yanında Atadan kalma paslı çakı. Ama göğsü iman dolu, çelik bakışlı, aslan yürekli, Anadolu Yiğitleri. Başlarında ise ateşten gömlek giymiş Mavi Gözlü Dev. Mustafa Kemal.

Tarihi destanlar dolu Osmanlı İmparatorluğu 17.yy. başlarından itibaren, bilim, sanayi ve teknoloji konusunda Avrupa’nın gerisinde kalmış, dağılma ve parçalanma sürecine girmiştir. Sanayi Devrimi ile zenginleşen Avrupa Devletleri başta; İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya ve Yunanistan bu Hasta Adamı paylaşmak üzere anlaşmışlardır. Osmanlı Devleti ise ancak Almanya ve Bulgaristan ile anlaşmıştır. İngiltere ve Fransa savaş gemileri hazırlamış, sahip oldukları sömürge devletlerinden, Anzak, Hintli ve Afrikalı askerleri ordularına dâhil ederek Akdeniz’i geçip Çanakkale Boğazından geçerek İstanbul’u ve Anadolu’yu işgal ederek paylaşmayı hesaplamışlardır. Başka bir amaçları da yandaş Rusya’ya yardım edebilmekti. Osmanlı Ordusu ise orduyu bir Alman Komutana emanet etmiş ve mevzi savunması için hazırlık yapmaktaydı. İngiliz ve Fransız savaş filolarından başlayan top atışları ile savaş başladı. Zırhlı gemilerin boğazdan geçişini önlemek için Nusrat mayın gemisi önceden boğaza mayın döşerdi. Böylece Birleşik Filoya ait üç zırhlı battı, dört zırhlı savaş dışı kaldı. Ağır zaiyat veren İngiltere ve Fransa denizden boğazı geçemeyeceğini anlamış oldu. Kahraman Türk Topçusu, Seyit Onbaşı ve Nusrat mayın gemisinin mayınlama faaliyetleri düşmanın püskürtülmesinde baş rolü oynadı. Savaş planlarını değiştiren İngiltere ve Fransa karaya asker çıkarma planını uygulamaya koydu. Yüzbinlerce Anzak, Hintli, Fransız ve İngiliz askeri en modern silah sistemleri ile donatılmış şekilde çıkarmaya katıldı. Karşılarında ise 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal ve gözünü kırpmadan ölüme hazır, yüreği vatan sevgisi ile dolu, cengâver, Anadolu Yiğitleri, Ezineli Yahya Çavuşlar, Gördesli Emineler, cepheye mermi taşıyan, silah ve mühimmat atölyelerinde çalışan, analar, henüz on dört yaşında, bıyığı dahi terlememiş delikanlılar, vatan ve hürriyet sevdalıları vardı. Ve beklenen an geldi, bir şafak vakti mitralyözler çalıştı, havada mermiler çarpıştı, siperde göğüsler, süngü parıltıları. Bir an sonra öleceğini bildiği halde göğsünde kurşun eriten yiğitler. Oğlum ölürse şehit, dönerse gazi diyen analar:’’ Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum’’ diyen Mustafa Kemal. Ve süngü taktı asker Allah Allah nidaları ile atıldı düşman üstüne. Her yer ter, kan, şarapnel parçaları ve toz bulutu. Hava aydınlandı, göz gözü görür oldu. 250.000 üzerinde şehit, daha fazlası yaralı.

Tüm Dünya tarihine altın harflerle ‘’Çanakkale Geçilmez’’ sözünü yazdıran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, onun silah arkadaşları, bu vatan uğruna şehit olan atalarımızı, gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor, Atamın göstermiş olduğu hedefte yol alan, çalışan bir Türk evladı olmaktan gurur duyuyorum.