Ana Sayfa
Yazılar
Giriş
Üye Ol
İlk Müslüman Türk Devletleri

İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİ

1. KARAHANLILAR

2. GAZNELİLER

DİKKAT: İlk Türk İslam devletleri tarihte Maveraünnehir, Horasan diye tabir edilen İran'ın doğusundaki bölgede ortaya çıkmıştır. Maveraünnehir nehrin ötesindeki ülke anlamına gelir. Orta Asya'da yaşayan Türkler Seyhun nehrinin ötesi için kullanmıştır. yaygın olarak Aral gölüne dökülen Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin arasındaki bölge için kullanılmaktadır. Horasan ise bu bölgenin batısıdır.

KARAHANLILAR (840-1212) ( HAKANİYE / İLİG-HANLAR )

  • Orta Asya ‘da kurulan ilk Müslüman Türk devletidir. Dolayısıyla Türk tarihinde özel bir önemi vardır.
  • Uygur Devleti’nin yıkılmasından sonra Başta Karluklar olmak üzere Yağma, Çiğil, Tuhsi gibi Türk boylarının birleşmesi ile kurulmuştur.
  • Kendisini eski Türk hakanlarının mirasçısı sayan Karluk yabgusu “Karahan” unvanını aldı. Ondan sonraki hükümdarlarda bu unvanı kullandı. Devletin ismi buradan gelmektedir.
  • Bilinen ilk hükümdarı Bilge Kül Kadır Han’dır. Onun zamanında; Samanoğulları ile mücadele edilmiş, devletin başkenti Kaşgar olmuştur.
  • Karahanlılar Satuk Buğra Han döneminde İslamiyet'i kabul etmiştir. Abdülkerim ismini alan Satuk buğra han ilk Müslüman Türk hükümdarı olmuş, İslamiyet'in Türkler arasında yayılması için çalışmıştır.
  • Karahanlılar eski Türk devletlerinde görülen ikili devlet teşkilatını benimsemiştir. Bu yapı kısa zamanda doğu ve batı olarak ayrılmalarına sebep olmuştur.
  • İpek yolundan pay aldılar. Ticareti canlandırmak için ilk RİBATLARI (kervansaray) yaptılar.

DİKKAT: Karahanlıların önemi siyasi alanda yaptıkların daha çok ilk Müslüman Türk devleti olmaları ve buna bağlı pek çok değişikliğin onlarda yaşanmaya başlamasından gelir.

Bunlar:

1. Türklerin islamiyet'i kabulü ile Orta Asya Türk kültürünün yerine yeni bir kültür yani Türk-İslam kültürü doğmuştur. Bunun ilk gerçekleştiği devlet Karahanlılardır.

2. Türk-İslam kültürü Karahanlı döneminde başladığı için Türk-İslam devletleri içinde her konuda eski Türk devletlerine en çok benzeyen yine Karahanlılar olmuştur.

3. Diğer Türk-İslam devletlerinden farklı olarak halkının tamamı Türk olan tek Türk-İslam devletidir.

4. Türkçeyi resmi dil olarak kullandılar. Karahanlılar döneminde kullanılan Türkçeye HAKANİYE LEHÇESİ denir. Bu Türkçenin özelliği: Türkçe Hala saf halindedir. İslamiyet'in kabulü ile yeni yeni içine Arapça, Farsa kelimeler girmektedir. Uygur alfabesini kullandılar. Böylece özelliklerini korumaya çalıştılar.

5. İlk Türk-İslam eserleri bu dönemde doğdu. Bunlar Türk-İslam tarihi için paha biçilemez değerde kaynaklardır.

Bunları kısaca tanıyalım:

 

ESER

YAZAR

ÖZELLİĞİ

Kutadgu Bilig

Yusuf Has Hacip

İdeal devlet yönetiminin anlatıldığı ilk siyasetname

Divan-ı Lûgati’t Türk

Kaşgarlı Mahmut

Türkçeye ait bütün lehçelerin yer aldığı ilk sözlük

Atabetü’l Hakayık

Yüknekli Edip Ahmet

Ahlaki öğütlerin yer aldığı bir eser

Divan-ı Hikmet

Ahmet Yesevi

İslamiyet’i tasavvuf yoluyla anlatan eser  

 

Yusuf Has Hacip ve Kutadgu Bilig 

  • Yusuf Has Hacip 1017 yılında Balasagun’da doğmuştur. Elli yaşlarında yazdığı Kutadgu Bilig adlı eseriyle ölümsüzleşmiştir. 1077’de vefat eden Yusuf Has Hacip’in mezarı Kaşgar’dadır.
  • Kutadgu Bilig “mutluluk veren bilgi” anlamına gelmektedir. Eserde birey, toplum ve devlet yaşamının en iyi şekilde düzenlenmesinde gerekli olacak bilgi, düşünce, anlayış ve erdemlerin neler olması gerektiği, bunların hangi yolla elde edilebileceği anlatılmaktadır.
  • Kutadgu Bilig, Uygur alfabesi ile yazılmıştır.
  • Türklerin İslâmi dönemdeki ilk edebi ürünüdür.
  • Hükümdarlara öğüt veren ilk “Siyasetname” özelliği de taşımaktadır.

 

Kaşgarlı Mahmut ve Divan-ı Lügati’t-Türk

  • Kaşgarlı Mahmut, 11. yüzyılda yaşamış Türk dil bilginidir.
  • En ünlü eseri Divan-ı Lügati’t-Türk’tür.
  • Divan-ı Lügati’t-Türk, Türkçenin Arapçadan üstün olduğunu göstermek ve Araplara Türkçe öğretmek için yazılmıştır. Bu nedenle, eser, Arapça yazılmış ilk Türkçe sözlüktür.
  • Divan-ı Lügati’t-Türk’ün bir başka önemi de Ansiklopedik bir sözlük olmasıdır. Daha önceki yüzyıllara ait sözlü edebiyat örnekleri, Türklerin yaşantısı, kültürleri gibi pek çok konuda önemli bilgiler verir. Bu bakımdan Divan-ı Lügati’t-Türk dil, edebiyat, toplum ve sosyoloji tarihimize ait çok önemli belgeleri toplayan bir kaynaktır.
  • Ayrıca eserde bir Türk dünyası haritası yer alır. Eser bu yönü ile de ilk olma özelliği taşır.

DİKKAT: İslamiyet öncesi Türk tarihi için Orhun abideleri ne kadar önemli ve değerli ise Türk islam tarihi için de Divan-ı Lügati't-Türk o kadar değerlidir. Bu eser Türk islam tarihi için eşi bulunmaz bir değere ve öneme sahiptir.

 

GAZNELİLER (963-1187)

  • Devlet ismini Doğu Afganistan’da bulunana ve devlet merkezi olarak seçilen GAZNE şehrinden almıştır.

KURULUŞU :

  • Samanoğullarının dağılmaya başladığı dönemde bu devlette komutanlık yapan Türklerden Alp Tigin, Gazne şehrine gelerek devletin temelini attı.
  • Bir süre Samanoğullarına bağlı kalan Gazneliler SEBÜK TİGİN zamanında bağımsız bir devlet haline geldiler.

 

GAZNELİ MAHMUT DÖNEMİ:

  • Sebük Tigin’in ölümü ile devletin başına oğlu Mahmut geçti.
  • Mahmut dönemi Gazneliler Devleti’nin en parlak dönemidir.
  • Mahmut; Karahanlılar ile ittifak kurarak Samanoğullarını yıktı ve topraklarını paylaştılar.
  • Abbasi halifesini Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtardı. Halifede ona “SULTAN” unvanını verdi.

NOT: Mahmut böylece sultan unvanını kullanan ilk Türk hükümdarı oldu.

  • Horasan, Maveraünnehir, Ceyhun’un ötesi, Harzem’e kadar fetihler yaptı. Böylece ülkesinin kuzeyini sağlama alan Mahmut Hint seferlerine başlamaya karar verdi.
  • Hindistan’a 17 büyük sefer düzenleyen Sultan Mahmut bu seferler sayesinde:

Hindistan Seferlerinin Sonuçları

1-Kuzey Hindistan fethedilerek Türklerin uzun süre hüküm sürdükten bölgelerden biri haline gelmiştir.

2-Sultan Mahmut ve daha sonra Hindistan’da kurulan Müslüman Türk Sultanlıklarının çalışmaları sonucunda İslamiyet, Hindistan’da geniş bir alana yayılarak günümüzde Pakistan, Afganistan, Bangladeş devletlerinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Hindistan’a bağlı Keşmir Bölgesi’nde de önemli oranda Müslüman nüfus bulunmaktadır.

3-Bu seferler sırasında ele geçirilen ganimetlerle Gazne şehri; parklar, bahçeler, zafer abideleri, camiler gibi mimari eserlerle süslenmiştir. Belh, Nişabur gibi büyük şehirler de o devrin en güzel ve bakımlı beldeleri olmuştur.

 

GAZNELİLERİN YIKILIŞI:

Sultan Mahmut’tan sonra yerine oğlu Mesut geçti. O babası kadar tecrübeli değildi. Ayrıca onun hükümdarlığı döneminde Selçuklu tehlikesi iyice artmıştı. Selçuklu Türklerinin Gazne topraklarına düzenledikleri akınlar, Tuğrul beyin Nişabur’u ele geçirip bağımsızlığını ilan etmesi gibi sebepler üzerine Sultan Mesut Büyük bir ordu toplayarak Selçukluların üzerine gitti. İki taraf arasında DANDANAKAN ( 1040 ) SAVAŞI meydana geldi.

Bu savaşın sonucunda:

  • Gazneliler yenildi ve yıkılma sürecine girdi.
  • Büyük Selçuklu Devleti kuruldu.
  • Selçuklu Türklerinin batıya doğru ilerleyişi hızlandı.

 

Dandanakan yenilgisinin ardından topraklarının çoğunu kaybedip Hindistan’a çekilen Gazneliler bir daha toparlanamadı. Ve Afgan yerlisi olan GURLULAR tarafından 1187 tarihinde yıkıldılar.

Gaznelilerin bazı önemli özellikleri:

  • Gazne halkının çoğunluğunu Afgan, Hint, Fars ve çeşitli Türk boyları oluşturuyordu. Çok geniş bir sahada halkı idare eden Gazne Devleti az sayıdaki Türklerden oluşan merkezi  kuvvete dayanıyordu. Bu durum Gazne ordusunun da farklı topluluklardan oluşmasını zorunlu hale getirmiştir.
  • Gazneliler Devleti’nin yönetim anlayışı, bir grup ayaklanırsa diğer toplulukları ayaklananların üzerine göndererek düzeni sağlamak şeklindeydi. Bu durum Gaznelilerin çeşitli toplulukları birbirine karşı denge unsuru olarak kullandığını göstermektedir.

YORUM: Gaznelilerin siyasal güçlerini uzun süre koruyamamalarında ve kısa sürede yıkılmalarında; egemenlikleri altındaki topraklarda çok farklı milletlerin yaşaması ve Türk nüfusun az olması etkili olmuştur.

  • Halkının pek çok unsurdan oluşmasının etkileri Dil konusunda da etkisini gösterir. Gazneliler:
  1. Resmi dil olarak Arapça,
  2. Edebiyat dili olarak Farsça,
  3. Saray ve orduda ise Türkçe kullanmışlardır.

YORUM: Her konuda görülen bu çeşitlilik hem yöneticilerin zamanla dejenere olmalarına, hem de birliğin kolayca bozulmasında etkili olmuştur.