Ana Sayfa
Yazılar
Giriş
Üye Ol
Konu 2: Orta Çağ'da Ekonomi
Orta Çağ'da Ekonomi
Orta Çağ'da Ekonomi

1. TARIM

  • Avcılık ve toplayıcılıktan tarıma geçilmesi ile birlikte insanlar tükettiklerinden çok üretmeye başladı.
  • Kentlere gelen bu insanlar iş bölümü gereği farklı işlerle uğraşmaya başlayınca kazançlar da farklılaştı.
  • Böylece toplumsal tabakalaşma ortaya çıktı.

Artı ürün siyasi alandaki etkisi:

  • Doğu ülkelerinde toprakların tanrı adına hükümdara ait olması monarşileri daha da güçlendirdi.
  • Avrupa ülkelerinde ise feodalite ve derebeylikler ortaya çıktı.

Feodalite Orta Çağ Avrupa’sının hem siyasal hayatında hem de toplumsal hayatında belirleyici oldu.

Feodal düzende Avrupa toplumu :

Soylular (Asiller): Toprağa sahip olanların oluşturduğu bu sınıf, toplumun en üstünde yer alır. Sahip oldukları statüye ve güce göre Kont, Baron, Dük, Vikont, Şövalye gibi unvanlar alan bu sınıftakilerin genel adı Senyördür. Senyörlerin en büyüğü kraldır.

Din adamları (Rahipler): Orta Çağ Avrupa’sının ikinci büyük gücü kilisedir. Kilisenin rahipleri de bir çeşit derebeyi konumunda topraklara hükmeder.

Burjuvalar: Burg kelimesi şehir demektir. Burjuvalar şehirlerde oturup, ticaret ve zanaatla uğraşan orta sınıf halktır.

Köylüler: Toplumun en alt tabakasını oluştururlar. İki gruba ayrılırlar.

a. Hür Köylüler: Kendine ait toprağı ekip biçen Hür köylüler bunun karşılığında senyörüne vergi vermek zorundadır.

b. Serfler: Serflerin hiçbir hakkı yoktur. Üzerinde yaşadıkları toprağın demirbaşı sayılırlar.

 

HİNDİSTAN (KAST SİSTEMİ) : 

Toprak mülkiyeti Avrupa’da feodaliteyi ortaya çıkarırken Hindistan’da da Kast sisteminin doğuşuna ortam hazırlamıştır. Bu sistem İlk Çağ’da doğmuş ve Orta Çağ boyunca devam etmiştir.

Bu sisteme göre Hint toplumu;

  • Brahmanlar (Rahipler)
  • Kşatriyalar (Askerler)
  • Vaisyalar ( Çalışan esnaf ve Çiftçiler )
  • Sudralar ( İşçiler, köleler )
  • Paryalar ( Toplum dışı görülenler )

Kast sisteminde meslekler ve sınıflar doğuştan gelir, asla değiştirilemezdi.

2. TİCARET

Orta Çağ’da ticaretin daha önceki dönemlerde yapılan ticaretten çok önemli bir farkı vardır. Bu Çağ’da ticaret uzun mesafelerde yapılmaya başlamıştır. Bu sayede Anadolu, İran, Suriye, Hindistan, Çin, Mısır birer ticaret merkezi haline geldi.

İslam Ülkelerinde ticaret, Orta Çağ’da son derece gelişmitir. İslam devletinin hakim olduğu topraklarda büyük hacimli ticaret yapılan, kültürel etkileşimin yoğun olduğu metropoller ortaya çıktı.

Avrupa’da Ticaret, Orta Çağ’da büyük bir gerileme içindedir. Roma İmparatorluğunun yıkılması, Avrupa’da sürekli devam eden savaşlar güvenlik sorununu ortaya çıkarmıştı. Şehirlerde nüfus azalmış, dışa kapalı köy hayatı yaygınlaşmıştı.

Türklerde Ticaret, Orta Asya Türkleri için ticaret hem kendi ürettiklerinin satılması, hem de transit ticarete aracılık şeklinde yapılmıştır. Ticaret genelde takas usulü şeklinde yapılsa da SATİR adı verilen bir para da kullanmışlardır. Bu para gümüşten yapılmış ve disk şeklindedir.

 

 TİCARET YOLLARI

 

A) İpek Yolu: 

  • Dünyanın en eski ve en uzun ticaret yollarından birisidir.
  • Çin’in Şian kentinden başlayan bu yol, Doğu Türkistan, Moğolistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ı geçerek hazar denizine, oradan da Anadolu kıyılarındaki limanlara ulaşırdı. Bu limanlardan da çeşitli Avrupa ülkelerine ulaşmaktaydı.
  • En çok taşınan mal, ipek olsa da kağıt, değerli taşlar, porselen, cam eşya taşınmaktadır.
  • İpek yolu sadece kervanların, tüccarların seyahat ettiği bir yol değildi. Bilginlerin, orduların, fikirlerin, kültürlerin üzerlerinde seyahat ettiği bir yoldu. Örneğin Marko Polo bu yol üzerinden Çin’e kadar seyahat etmiştir.
  • İpek Yolu’na hakim olmak için başta Türkler ve Çin olmak üzere, Bizans, Sasaniler, Moğollar, Araplar birbirleri ile sürekli mücadele etmişlerdir.

B)Kürk Yolu:

 

  • İpek Yolu’na paralel olarak, onun kuzeyinde yer alan bu yol, İpek Yolu’nun tersi istikamette Karadeniz’in kuzeyinden başlayıp Çin’e kadar uzanan bir yoldur.
  • Bu yolda taşınan başlıca mal Karadeniz’in kuzeyindeki geniş bozkırlarda avlanan hayvanların kürkleriydi.
  • Bu yol üzerinde ticaret yapan başlıca devletler Hazarlar ve İtil Bulgaları’dır.

C) Baharat Yolu: 

  • Hindistan’dan başlayan Baharat Yolu Basra körfezi ve Kızıldeniz’e ulaşır.
  • Buradan kervanlarla Doğu Akdeniz limanlarına taşınan mallar, İtalyan tüccarlar tarafından alınarak Avrupa ülkelerine taşınırdı.
  • Baharat Yolu çok büyük bir zenginlik kaynağı idi.
  • Çünkü Baharat, gıdaların saklanması, lezzetlendirilmesi, İlaç yapımında, Kutsal yağların hazırlanmasında, Parfüm üretiminde kullanılmaktaydı.

 

TİCARET MEKÂNLARI

 

A) Kervansaray: Kervanların ve yolcuların konaklamaları, ihtiyaçlarını karşılamaları için ticaret yolları üzerine yapılmış yapılardır.

B) Ribat: Hz. Ömer döneminden itibaren İslam ülkelerinde ortaya çıkan bu yapılar sınır güvenliği için yapılmış karakol binalarıydı. Sınırların genişlemesi ile iç bölgelerde kalan ribatlar yolcuların ihtiyaçlarının karşılandığı binalara dönüştüler. Ribatlarda savunma duvarları, odalar, ambarlar, hamam, ahır gibi bölümler bulunurdu.

C) Liman: Uzun mesafeli ticaretin merkezi durumunda olan limanlar, ihracat (Dış satım), ithalat(Dış alım) mallarının giriş çıkış noktası olmanın yanında, malların depolandığı, gümrük denetimlerinin yapıldığı, pazarlama ve dağıtım işlerinin yürütüldüğü merkezlerdi.

D) Han: Şehir merkezlerinde bulunan hanların alt katında perakende ticaret yapılan dükkânlar bulunurken üst katta yolcuların konakladığı odalar vardı.

E) Kapan: Şehirlere gelen malların toplandığı toptancı halleridir. ( Un kapan, Yağ kapanı v.b) Kapanlara gelen mallar perakendeciler ve imalathaneler arasında dengeli biçimde dağıtılarak karaborsa, aşırı fiyat artışı, tekelleşmenin önüne geçilirdi.

F)Bedesten: Kapalıçarşı’ya benzetebiliriz. Şehirlerde değerli eşyaların satıldığı ve saklandığı yerlerdir.

G)Arasta: Aynı iş kolunda üretim ve ticaret yapan esnaf ve zanaatkârların toplandıkları sokaklardır. Arastaları ahilik teşkilatı ile birlikte Türk-İslam şehirlerinde düşünürsek daha anlamlı olur.

H) Panayır: daha geniş çaplı ticaretin yapıldığı, yılın belirli zamanlarında şehirlerin yakınına kurulan panayırlar özellikle Avrupa’da Orta Çağ boyunca oldukça yaygındır.