Ana Sayfa
Yazılar
Giriş
Üye Ol
Konu 10: Hatay'ın Ana vatana katılışı
Hatay'ın Türkiye'ye Katılışı (1939)
Hatay'ın Türkiye'ye Katılışı (1939)
  • Türkiye-Suriye sınırı Fransa ile imzalanan 1921 Ankara Antlaşması ile belirlenmiştir.
  • Lozan Barış Antlaşması’nda yine bu antlaşmada belirlenen esaslar kabul edilmiştir.
  • Bu antlaşmaya göre Hatay, Türk yurdu olmasına rağmen, Suriye toprağı kabul edilmişti. Bunun yanında Türkiye ile kültürel bağları sürecekti.

1930’lu yılların sonlarına doğru, II. Dünya Savaşı kapıya dayanmıştır.

  • Türkiye mevcut durumu son derece iyi değerlendirerek Hatay konusunda kararlı bir politika takip etmiştir.

Şöyle ki;

  • Fransa ve İngiltere, böylesine büyük bir savaşın eşiğinde iken Milletler Cemiyetine katılmış, Balkan Antantı ve Sadabat Paktı’nı imzalayarak barışçı niyetini belli etmiş olan, Montrö ile Boğazların kontrolünü tamamen ele geçiren Türkiye ile ilişkilerinin bozulmasını istememiştir.
  • Mustafa Kemal ve Türkiye’de bunu Hatay konusunda çok iyi değerlendirmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, Hatay konusunda son derece sert ve kararlı bir politika izlemiştir.

  • Hatay ile ilgili olarak “Kırk asırlık Türk yurdu Düşman elinde bırakılamaz.” Demiştir.
  • Ayrıca kararlı olduğunu dünya’ya göstermek için; Gerekirse Cumhurbaşkanlığından istifa edip, Hatay için savaşacağını söylemiştir.
  • Hastalığının ileri safhalarını yaşamasına ve dinlenmesi gerekmesine rağmen, Adana’ya giderek orduları teftiş etmiş, savaşa hazırız mesajı vermiştir.

Hatay’ın Anavatana katılışı için iki aşamalı bir plan yapılmıştır.

  • Birinci Aşamada Hatay’ın Suriye’den ayrılarak bağımsızlığını kazanması gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda 2 Eylül 1938’de Hatay Cumhuriyeti kurulmuştur.
  • İkinci Aşamada ise Hatay Millet Meclisi oy birliği ile Türkiye’ye katılma kararı almıştır. Bu karar gereği Hatay, 23 Temmuz 1939’da Anavatan’a katılmıştır.

DİKKAT: Mustafa Kemal Atatürk, Hatay konusunda çok çabalamış, meselenin çözümü konusunda büyük aşama kaydetmiştir. Ancak, Hatay’ın Anavatana katılışını görememiştir. Mesele onun ölümünden sonra tam olarak çözümlenebilmiştir.

Böylece;

  • Misak-ı Milli’den verilmiş bir taviz daha Misak-ı Milli’ye göre çözümlenmiştir.